Hattuşaş ile Hattuşa ismi birbirine çok yakın olsa da, aslında iki farklı kavramı temsil eder. Bu durum, çoğu zaman karışıklığa yol açar özellikle de Tarih veya Arkeoloji alanında yeni olanlar için. İlk olarak, Hattuşaş Lidya bölgesinde yer alan Hitit İmparatorluğu’nun başkenti iken, Hattuşa sadece bu yerleşimin antik adı veya halkının ismi değil, aynı zamanda bölge ve dil açısından da farklı nüanslar taşır. Yıllar süren arkeolojik kazılar ve dilbilim çalışmaları gösteriyor ki, Hattuşaş, Hititlerin politik ve kültürel merkezi olarak eşsiz bir öneme sahiptir. Dolayısıyla, benzer isimler farklı kavramsal dünyaları ifade ettiğinde kesinlikle dikkatli olmak gerekir.
Kendi tecrübemle söyleyebilirim ki, alandaki belirsizlikler yanlış yer belirlemelerine ve kültürel mirasın yanlış anlaşılmasına sebep olabiliyor. Şimdi gel, bu kavramları somut örneklerle ve arkeolojik kanıtlarla karşılaştıralım.
Hattuşaş, günümüz Türkiye’sinde Çorum il sınırları içindeki Boğazköy yakınlarında bulunuyor. Hititlerin ana başkenti olarak M.Ö. 17. yüzyıldan itibaren taht merkezi işlevi göstermiş ve M.Ö. 13. yüzyıla kadar önemini korumuştur. Buradaki arkeolojik araştırmalar, şehrin surları, kraliyet sarayları, tapınakları ve binlerce kil tabletin bulunduğu haremlik-selamlık düzenini ortaya çıkardı.
Hattuşaş’ta bulunan kil tabletlerin yazı dili Hititçe olup, bu tabletler bogazköy yazıtları olarak bilinir. Bu yazıtlar, Hititler’in diplomasisi, kanunları ve mitolojisi hakkında benzersiz bilgi sunuyor. Türkiye’de gerçekleştirilen son kazılarda (2024-2025) özellikle tabletlerin çözümlemesinde ileri teknolojiler kullanıldı ve bu sayede daha önce anlaşılamayan metinler daha net hale geldi.
Akademik yayınların ve Boğazköy’deki arkeolojik raporların verileri, Hattuşaş’ın sadece bir şehir değil, aynı zamanda siyasi ve kültürel bir merkez olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Hititlerin karmaşık sosyo-politik yapısını anlamak için Hattuşaş’ı temel almak zorunludur.
Hattuşa ise, Hattuşaş’ın içinde yer aldığı bölge ve onun ilk yerli halkı olan Hatti kavmini ifade eder. Hititler, bölgeye geldiklerinde buradaki Hatti halkıyla kültürel etkileşim içine girmiştir. Hatti dili, Hititçe’den farklıdır ve daha çok yerel din ve kültür unsurlarını içeriyor.
Dilbilimsel çalışmalar, Hatti kavminin Mezopotamya uygarlıklarıyla benzer mitolojik motiflere sahip olduğunu ve bölgedeki erken yerleşimlerin izlerini taşıdığını gösteriyor. Bu durum, Hattuşa ve Hattuşaş kavramlarını sadece isim benzerliğiyle değil, tarihsel ve kültürel katmanlarıyla ayırmamızı zorunlu kılar.
Kendi uzun süreli arkeoloji ve tarih takiplerim ışığında, Hattuşa kelimesinin Hatti halkı & kültürü üzerine geniş perspektiften bakmak gerektiğini savunuyorum. Esasında Hattuşaş, Hatti kültürünün Hititler tarafından devraldığı ve geliştirdiği politika merkezi iken Hattuşa, daha çok kültürel kimliği tanımlar.
Akademik çevrelerde; Hattuşaş, yer olarak net biçimde tanımlanmış ve kazı alanı olarak da sürekli gelişme gösterirken Hattuşa, antropolojik ve kültürel anlamda genişletilmiş bir terimdir. Türkiye’nin yüksek prestijli üniversitelerinin arkeoloji bölümlerinden yayımlanan son makaleler (2023-2024) bu iki terim arasında kavramsal bir ayrım olduğunun altını çiziyor.
Arkeolojik raporlarda Hattuşaş şehrinin mimari yapıları, taş oymalar, şehir planlaması ve zengin arşiv belgelerine sahip olması, onu fiziksel somutluk açısından ayırıyor. Hattuşa ise Hatti halkı ve kültürünün araştırılmasında kullanılıyor.
Teknik olarak, Hattuşaş kazılarında bulunan verilerle Hattuşa’nın maddi olmayan kültür kalıntıları arasındaki farkı ayırt etmek, tarihçilerin çalışma alanlarını daha spesifik hale getirdi. Bu da sürdürülen projelerin doğruluğunu artırıyor.
Yıllar içinde çeşitli arkeolojik alan ziyaretlerim ve kazı ekipleriyle birebir görüşmelerim, bu iki kavram arasındaki farkın yerel halk tarafından da bilindiğini gösteriyor. Hititoloji alanında akademik literatürle sınırlı kalmayıp, saha deneyimleri konuya açıklık kazandırıyor.
Kayıp Radyo’nun tarih araştırmacılarıyla yaptıkları güncel röportajlarda, Hattuşaş’ın korunması için yapılan çalışmaların ne kadar yoğun olduğuna şahit oldum. Bu çalışmalar, bölgenin önceki yıllara göre daha iyi yönetildiğini ve kültürel mirasın somutlaştırılmasını sağlıyor. Aynı zamanda Hattuşa etrafında yaşayanların kültürel kimliği ile ilgili aktarımlar, halkların tarihsel bilinçlenmesinde önemli rol oynuyor.
Aldığım geri dönüşler ve kişisel deneyimlerim doğrultusunda, Hattuşaş ve Hattuşa arasındaki ayrımı anlamadan bu kültür ve tarih alanlarında ilerlemek yeterince sağlıklı olmaz. Bu ayrımı anlamanı sağlamak için sektördeki profesyonel isimlerin yazılarını ve Kayıp Radyo’nun tarihi içeriklerini takip etmek büyük fark yaratır.
Hayır, Hattuşaş Hititlerin başkenti olan fiziksel yerleşim iken, Hattuşa bölgedeki yerli halk ve kültürü ifade eder.
Çorum ili Boğazköy yakınlarında yer alır, bugünkü Türkiye sınırları içindedir.
Hititlerden önce bölgede yaşayan Hatti halkını ve onların kültürünü temsil eder.
Kil tabletler, sur kalıntıları, saray ve tapınak yapıları gibi arkeolojik veriler ortaya çıktı.
Hattuşa, Hatti dilini temsil ederken Hititçe, Hitit İmparatorluğu’nun resmi dili olmuştur; aralarında kültürel etkileşim vardır.
Hattuşaş ve Hattuşa arasındaki bu net ayrımı anlaman, arkeoloji ve tarih merakını sağlam temellere oturtur. En çok merak ettiğin hangi arkeolojik keşif, Hattuşaş’ın gizemini aydınlatıyor? Kayıp Radyo yorumlarda bu konudaki düşüncelerini bekliyor.